Elle Kennedy’nin Off Campus serisinden uyarlanan dizinin ilk sezonunu izlemiş bulunmaktayım ve şimdi de büyük bir zevkle yorumlayacağım.
Uzun zamandır dizi yorumu yapmıyordum, özlemişim! Üstelik bu dizi yorumunu kitapla karşılaştırarak yapacağım için ekstra mutlu ve heyecanlıyım! E o zaman başlayalım.
Öncelikle ilk sezonun uyarlandığı Anlaşma (The Deal) kitabını severek okuduğumu söylemeliyim. Severek derken ayılıp bayılmadım tabii; ayılıp bayılsaydım kitabın yorumunu sitede çoktan görürdünüz. Ama kitaplığımda durmasını istediğim ve sevdiğim bir kitaptı. E bu kitabın dizisi çekilince elbette ki izleyecektim ve iyi ki izlemişim.
Neden iyi ki diyorum? Çünkü çerezlik ve tatlı bir dizi olduğunu düşünüyorum. Ama izlemeseydim hayatımda büyük bir eksiklik olur muydu? Elbette hayır. Dolayısıyla puanım 7/10.
Hadi şimdi dizinin detaylı yorumuna geçelim 💕
Bir Sahte Anlaşma Hikayesi: Off Campus 1. Sezon Konusu
İlk sezon Hannah ve Garrett’ın hikayesini anlatıyor. Garrett, dersinden geçebilmek için Hannah’dan yardım almak istiyor. Bunun karşılığında da Hannah’nın hoşlandığı çocukla, yani Justin ile yakınlaşmasını sağlayacağını söylüyor. Hannah bu teklifi kabul ediyor ve hikayemiz de böyle başlıyor.
Hannah ile Garrett’ın ilişkisi genel olarak güvene dayalı, sağlıklı, duygusal ve tutkulu bir ilişki olarak işlenmiş. Bu açıdan güzel bir hikaye sunduklarını düşünüyorum. Fakat dizide Garrett’ın Hannah’ya ne zaman aşık olduğunu ya da bu aşkın ne kadar derinleştiğini net bir şekilde göremiyoruz.
Hannah’nın Garrett’a çekilme süreci çok daha anlaşılırdı. Özellikle rüyasında Justin’in Garrett’a dönüşmesi, seyirci açısından oldukça açıklayıcı bir andı. Ama Garrett tarafında aynı netliği göremedim. Sanki bir anda dönüşüm yaşamış gibi duruyordu.
Hatta biraz daha açık konuşmam gerekirse, dizide Garrett’ın duyguları sanki Hannah ile birlikte olduktan sonra ortaya çıkmış gibi hissettirdi. Bu da beni ikna etmedi.
O kadar kızla birlikte oldun, neden Hannah?
Bu sorunun cevabını dizide kendi adıma bulamadım.
Kitapta Garrett’ın Aşkı Daha İkna Ediciydi
Peki kitapta bu sorunun cevabını bulabiliyor muydum? Evet, bulabiliyordum.
Garrett’ın Hannah’ya duyduğu yoğun sevgi kitapta bana çok daha fazla geçmişti. Bir ergen ne kadar yoğun sevebilirse o kadar yoğun seviyordu diyebilirim. Ayrıca kitapta duygularını ilk açık eden taraf da Garrett’tı. Dizide ise ilk açılan kişi Hannah oldu ve bunu neye dayanarak yaptığını açıkçası tam anlayamadım.
Justin’le uyumlu olmadığını fark etmesiyle Garrett’la uyumlu olduğunu fark etme durumunu aynı anda yaşaması bana çok geçmedi. Seyirci olarak Garrett’tan hoşlandığını anlayabiliyorduk ama bir anda böyle net bir aydınlanma yaşamasını beklemiyordum.
Ben Garrett’ın Hannah’nın peşinden koşmasını beklerken, hikayenin bu şekilde ilerlemesi bana sürpriz oldu.
İlk itirafın Garrett’tan gelmesi gerekirken gelmemesi bence dizinin en büyük eksiklerinden biriydi. Aynı şekilde Garrett’ın Justin kıskançlığını da doğru düzgün izleyemedik.
Kitapta Hannah ayrılan taraftı. Dizide ise Garrett, Hannah’yı terk etti.
Beni az çok tanıyan herkes bilir; bu tarz dinamikler benim pek hoşuma gitmez. Erkek terk ediyorsa en azından biraz yerlerde sürünmeli, kızın kapısında köpek olmalı falan 😊 E dizide o da yok. Nasıl eleştirmeyeyim şimdi? Söyleyin a dostlar 😅
Bu yüzden önce eleştirdiğim noktalardan başlamak istiyorum.
Kitap Dünyasından Ekranlara: Eleştirilerim
1) Garrett’ın aşkını açıkça itiraf etmemesi
İlk ve en büyük eleştirim Garrett’ın aşkını açıkça itiraf etmemesi. Hannah en azından şarkılarıyla bir itirafta bulundu. Garrett tarafında ise böyle net bir an göremedik ve bu beni rahatsız etti.
Kitapta Garrett duygularını gayet açık bir şekilde dile getiriyordu. Dizide ise bu sahnenin eksik bırakılması bence hikayenin romantik etkisini azalttı.
2) Garrett’ın Hannah’yı terk etmesi
İkinci eleştirim Garrett’ın Hannah’yı terk etmesi. Özellikle de Hannah’nın travmasının yeniden tetiklendiği bir günde bunu yapması.
Hannah, kendisine tecavüz eden kişiyle karşılaşmak zorunda kalıyor. Ama paşamız, Hannah o kişinin kim olduğunu söylemedi ve Garrett’a “İyiyim” diyerek onun maça odaklanmasını sağladı diye sinirlenip kızı terk ediyor.
Muhteşem gerçekten.
Kitaptaki Garrett asla böyle bir şey yapmazdı. O yüzden kitap Garrett’ını daha çok seviyorum 💗
3) Ayrılık sahnelerinin kitaptan uzaklaştırılması
Bu madde ikinci maddeyle benzer görünebilir ama aslında farklı bir yerden eleştireceğim.
Kitapta ayrılığı Garrett’ın babası istiyor ve Hannah’yı buna zorluyor. Hannah da Garrett’tan ayrılırken başka erkeklerle takılmak istediğini söylüyor. Bu hem Garrett’ın Hannah’nın peşinden koşmasına alan açıyor hem de Garrett’ın babasının kontrolcü, manipülatif ve zarar verici tarafını daha net gösteriyordu.
Ayrıca Garrett’ın Hannah’nın yalanının absürtlüğünü zamanla fark edip onunla dalga geçer gibi hamleler yapması da çok eğlenceliydi.
Dizide buna benzer bir olay var ama aynı etkiyi yaratmıyor. Garrett’ın başka erkeklerin Hannah ile olmasını engellediğini sanıyoruz ama aslında böyle bir şey yapmıyor. Zaten dizide böyle bir şey yapsaydı red flag olurdu çünkü motivasyonu kurulmamıştı.
Kitapta ise bu durum çok daha mantıklı ilerliyordu. Garrett, Hannah’nın bunu sırf ona inat olsun diye yapacağını, bir şeyleri ispatlamaya çalışacağını ve sonrasında üzüleceğini bildiği için engel olmak istediğini söylüyordu. Yani bir ergen için gayet mantıklıydı.
Dizide ayrılık süreci bu şekilde işlenseydi son bölümlerde çok daha güzel sahneler izleyebilirdik. Ama bunun yerine Garrett’a hiç yakışmayan, zayıf ve saçma bir ayrılık yazılmış.
Garrett’ı tamamen anlamıyor değilim. Kendince Hannah’nın ondan daha iyisini hak ettiğini düşünüyordu. Ama bunu kitaptaki Garrett da biliyordu. Buna rağmen dizideki Garrett’ın yaptığını yapmadı; sevdiği kızın peşinden koştu.
Bu yüzden dizideki ayrılık sahnesini asla doğru bulmuyorum. Hele de Hannah için bu kadar travmatik bir günde yaşanmasını hiç doğru bulmuyorum.
Yakışmadı Graham.
4) İlk sezon daha fazla Hannah ve Garrett odaklı olmalıydı
Bence ilk sezon tamamen Hannah ve Garrett’ın sezonu olmalıydı. Dean ve Allie sahnelerinin gereğinden fazla olduğunu düşünüyorum.
İkinci sezonun başrolleri olacakları için onlara alan açmak istemişler, bunu anlayabiliyorum. Ama sanki bu yüzden esas çiftin sahnelerinden kesinti yapılmış gibi hissettim.
Özellikle altıncı bölümün bir kısmında bu yüzden sıkıldım. Belki sezon yalnızca Hannah ve Garrett’a odaklansaydı kitaptaki bazı önemli sahneler de korunabilirdi. Bazı sahnelerin kesilme sebebi bu olabilir gibi geldi ve bunu sevmedim.
5) Garrett’ın duygularını fazla saklaması
Bu eleştirim, Garrett’ın aşkını itiraf etmemesiyle bağlantılı ama ondan biraz farklı.
Burada Garrett’ın karakterinde yapılan değişimden bahsediyorum. Kitaptaki Garrett, duygularını saklayan biri değildi. Önünü arkasını çok da düşünmeden hislerini belli eden, duygularını açıkça söyleyen bir karakterdi. Dizide ise daha içine atan, daha pasif bir Garrett izledik.
Ben Garrett’ın duygularını açıkça itiraf eden bir karakter olarak kalmasını tercih ederdim. Elbette bunu Hannah’nın tercihlerine saygı duyarak yapmalıydı.
Mesela şöyle diyebilirdi:
“İstediğinle ol, istediğini seç ama bil ki ben senden hoşlanıyorum.”
Ama demedi.
Bu pasif duruş beni açıkçası rahatsız etti.
6) Garrett’ın Hannah’ya tecavüz eden çocuğu dövmesi
Evet, bunu da eleştiriyorum. Garrett’ın Hannah’ya tecavüz eden çocuğu dövmesi bana doğru bir çözüm gibi gelmedi. Çünkü bunun kime ne faydası var?
Sen Phil Graham’ın oğlusun. Baban her ne kadar pisliğin teki olsa da senin için birçok şeyi yapabilecek güçte biri. Özellikle dizideki baba böyle resmedilmişti. O zaman git babana, durumu anlat, yardım iste ve o şerefsizin spor hayatını bitir.
Bu, şiddet göstermekten çok daha anlamlı ve etkili bir çözüm olurdu.
Şiddet gösterdin de ne oldu? En fazla birkaç hafta sonra iyileşecek ve hayatına kaldığı yerden devam edecek. Açıkçası o kişinin gerçekten ceza aldığını görmek isterdim. Kitapta yoktu belki ama dizide bu değişiklik yapılabilirdi.
Saçma sapan şeyleri değiştireceğinize bunu değiştirseydiniz ya.
7) Hannah’nın durumu yetkililere açıklamaması
Hannah’nın da şiddet olayından sonra durumu Garrett’ın koçuna veya Garrett’ın babasına açıklamasını isterdim. En azından Garrett’ın durup dururken şiddet göstermediği bilinmeliydi.
Garrett sebebini söylemedi ve bunda haklıydı. “Bunu açıklaması gereken kişi ben değilim.” diyerek doğru bir yerde durdu.
Ama Hannah’nın “Herkesin hayatı benim yüzümden mahvoluyor.” diye ağlamak yerine koça, Garrett’ın babasına veya yetkili kişilere durumu açıklaması daha doğru olurdu.
Madem dizide kitaptaki gibi Garrett’ın babasını Hannah’nın düşmanı haline getirmediniz, o zaman Hannah bunu gayet yapabilirdi.
Ama o da olmadı.
Özetle, sanırım ben daha farklı bir uyarlama bekliyordum. Bu hali de fena değildi ama kesinlikle daha iyi olabilirdi.
Peki Neleri Sevdim?
1) Garrett’ın karakterini genel olarak sevdim
Garrett’ın karakterini genel olarak sevdim. Bazı yönleri kitaptakine göre daha green flag, bazı yönleri ise daha red flag’ti. Bu yüzden net bir şekilde “daha iyiydi” ya da “daha kötüydü” diyemiyorum.
Ama genel olarak düzgün bir karakterdi. Ergen bir erkeğe göre gayet iyiydi ve arkadaş grubundaki en düzgün kişi de bence Garrett’tı. Bu yüzden genel olarak izlediğim Garrett’tan memnun kaldım.
2) Travmatik anlar dizide daha başarılı yansıtılmıştı
Travmatik anların dizide kitaba göre daha güçlü yansıtıldığını düşünüyorum. Hannah’nın duygularını dizide çok daha net hissettim. Oyuncu da bu duyguyu gerçekten iyi taşımış.
Bu açıdan diziyi başarılı buluyorum. Travmayı seyircinin gözüne sokmadan ama ağırlığını da hissettirerek anlatmışlar. Bu benim için önemli bir başarı.
Bizde olsa muhtemelen o travmanın her anını gösterip reyting almaya çalışırlardı. Off Campus ise bunu yapmadan, çok daha dengeli ve etkili bir şekilde travmayı yansıtmış.
3) Justin’in müzikle ilgilenmesi iyi bir değişiklikti
Justin’in müzikle ilgilenen biri olarak yazılmasını sevdim. Böylece Hannah ile arasında daha anlamlı ve senaryo açısından daha işlevsel bir etkileşim kurulmuş.
Diğer türlü bu bağı kurmak daha zor olurdu. Bu yüzden bu değişimi mantıklı buldum.
4) Garrett ve Hannah’nın güvene dayalı ilişkisini sevdim
Garrett ile Hannah’nın güvene dayalı bir ilişki yaşamasını gerçekten sevdim. Garrett’ın Hannah’nın iyileşme sürecinde rol oynaması, Hannah’nın da Garrett’a babasıyla ilgili konuda destek olması güzel işlenmişti.
Evet, belki aşklarını büyük büyük bağırmadılar. Ama ilişkilerini sağlam, güvenli ve temeli güçlü bir yerden yaşadılar. Ben böyle ilişkileri seviyorum.
Çünkü gerçek bir ilişkinin temelinde de bu olmalı. Sevgi, güven, destek ve birbirinin yanında durabilmek.
Bu açıdan gençlere gösterilen ilişki dinamiğini de değerli buldum.
5) Hannah’nın kendini bulma yolculuğu güzeldi
Hannah’nın kendini ve müziğini bulma yolculuğunu da çok sevdim. Garrett’tan bağımsız olarak Hannah’nın kendi iç dünyasını, müziğini ve sesini yeniden keşfetmesi güzel işlenmişti.
Bu hikayenin yalnızca romantik ilişkiye sıkışmaması, Hannah’nın bireysel yolculuğuna da alan açılması bence dizinin güçlü yanlarından biriydi.
Allie ve Dean Hakkında

Bu çifti Hannah ve Garrett’tan daha çok sevenler var. Elbette herkesin kendi görüşü, buna diyecek bir şey yok. Ama “daha özel” ve “daha farklı” olduklarının söylenmesine birkaç kelam etmek istiyorum.
Öncelikle fuckbuddy olan iki kişinin ilişkisinin nasıl daha özel ya da daha farklı algılandığını açıkçası anlamış değilim. Bu hikayeden her yerde var. Temeli sekse dayanan bir ilişkinin daha özel görülmesi beni şaşırtıyor.
Seks tabii ki bir ilişkinin en güzel parçalarından biri. Ama bence ilişkinin temeli sevgi ve güven olmalı; cinsellik de bununla birlikte gelmeli. Eğer bir ilişkinin -ki buna ilişki demek için bile bin şahit gerekir- temeli yalnızca sekse dayanıyorsa, ben orada daha özel ya da daha farklı bir bağ göremiyorum.
Bir de bu ikilinin daha gerçek olduğuna dair yorumlar gördüm. Sevgiye ve güvene dayalı bir ilişki değil de fuckbuddy olan iki kişi nasıl daha gerçek geliyor, inanın anlamadım.
Yoksa günümüzün gerçeği birbirini cinsel obje olarak gören çiftler mi?
Eğer öyleyse bu çok daha üzücü.
Umarım sizin gerçeğiniz sevgiye, güvene ve gerçekten değer görmeye dayalı ilişkiler olur.
Yine de tabii ki Allie ve Dean’in sezonunu da izleyeceğim. Belki düşüncelerimi olumlu yönde değiştirirler. Eğer öyle olursa bunu da dürüstçe dile getirir ve sizinle paylaşırım.
Son Söz: İzlemeye Değer Mi?
Genel olarak sevdiğim ve izlerken keyif aldığım bir diziydi. Bazı yönleri kitaptan daha başarılıydı, bazı yönleri ise kitabın gerisinde kaldı.
Ama diziyi kitaptan bağımsız değerlendirirsek, çoğu gençlik dizisinden daha iyi olduğunu söylemem gerek. Çünkü esas çiftimiz sağlam temelli, güvene dayalı ve sağlıklı sayılabilecek bir ilişki yaşadı. Bunu izlemeyi gerçekten sevdim.
Çerezlik, tatlı ve kolay izlenen bir gençlik dizisi arıyorsanız Off Campus ilk sezonuna şans verebilirsiniz. Ben öneririm.
Eğer diziyi zaten izlediyseniz ve benim yorumumu merak ettiğiniz için buradaysanız okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sizi seviyorum ❤️
